En İyi 15 Londra Oteli

Londra’ya ister iş ister gezi için geliyor olun, birçok otel seçeneği olduğunu göreceksiniz. Londra otelleri her bütçe ve her tarza hitap edecek türdedir.

Londra’nın en iyi 15 otelini sizler için derledik. Bu otellerde komfor, rahatlık, tarz, yeme-içme, spa, havuz keyfi, barlarda sosyalleşme, çocuklarınızla güzel bir tatil için çocuklara özel imkanlar ve daha birçok imkan mevcut.

1. Shangri-La at the Shard

Bu otel Londra’nın en yüksek gökdeleni ünvanını elinde bulunduran Shard’ın 34 ila 52. katlarında bulunuyor ve Londra’nın en yüksekteki oteli. Bu da oteli eşsiz bir manzaraya sahip yapıyor. Londra’ya gelenler bilir, Thames Nehri’ni özellikle akşamları köprülerdeki ışıklar yandığında izlemek gerçekten büyük keyiftir. Bu otelde bu imkana fazlasıyla sahipsiniz.

Otelin 52. yani en üst katı panaromik manzaraya sahip ve en tepede Infinity Skypool havuzu var. Yerden tavana pencereleri olan odalar manzaranın hiçbir kısmını kaçırmamanızı sağlıyor.

Otelde bar, restoran ve gym mevcut. Odalar modern tarzda tasarlanmış ve büyük boy yataklara sahip. Ayrıca odalardaki dürbünler ile manzara izleme keyfine farklı bir boyut katılmış.

Jakuzi, Washlet tuvaletler ve Acqua di Parma şampuanlar ile konforlu bir konaklama sunan otelde kişisel hizmetçi servisi mevcut.

Oteldeki TĪNG restoranı Asya yemekleri sunarken LÁNG ise tatlılarla karşımıza çıkıyor. 52. kattaki GŎNG barında ister içki içebilir isterseniz sabahları kahvaltı yapabilirsiniz.

2. The Connaught

Londra’nın Mayfair bölgesinde bulunan bu otel tarih ile modernizmi birleştiren otellerden. Otelin bir dönem meşhur Fransız devlet adamlarından Charles de Gaulle ağırladığını belirtirsek sanırım otelin karizması hakkında bir fikir verir.

Oteldeki Aman spa salonu sadece aile saatlerine de sahip. Odaların bir kısmı aile konaklamaya uygun birbirine bağlı. Çocuklar için günde iki defa çocuk kitabı servis edilmesi aile konaklama için de herşeyin düşünüldüğüne delalet.

Families are accommodated in interconnecting rooms, with homemade treats for kids, child-friendly menu, a selection of children’s books and the twice-daily, family-only swimming sessions at the Aman Spa swimming pool.

Michelin yıldızlı restoranlarında Fransız yemekleri sunulan otel yemek konusunda da oldukça iddialı diyebiliriz. Otelin 2015 yılında Best Bar in the World in 2015 seçilmiş barında farklı kokteyl ve içki seçeneklerini tadabilir ve kokteyl tadımlarına katılabilirsiniz.

3. Soho Hotel

Londra’nın belki de en hareketli ve renkli yeri diyebileceğimiz Soho’da bulunan bu otel gece hayatının, Londra tiyatrolarının ve Soho’nun restoran, kafe ve barlarının tadını çıkarma imkanı veriyor. Otelin odaları ses geçirmez şekilde yapıldığı için gürültü olabilir gibi bir endişeye yer bırakmıyor.

Otel modern ve tatlı bir tasarıma sahip diyebiliriz zira sadelik içindeki güzellik ve modern tasarımın mutluluk veren renklerle buluşmasını andıran şekilde tasarlanmış.

Banyosunda Rik Rak şampuanlar olan otelin kütüphanesinde oturup kahvenizi yudumlayabileceğiniz gibi barda içkinizin tadını çıkarabilirsiniz. Otelin barı 24 saat açık ve honesty bar olarak adlandırılan cinsten, yani hesap istemiyorsunuz çünkü gelmiyor, herkes ne içti ise onun ücretini bırakıyor. Gerçekten ilginç ve güzel bir konsept.

Otelde gym var. Ayrıca masaj ve manikür de mümkün. Oteldeki Refuel restoranın menüsünde hem sizler hem de çocuklarınız için farklı menüler mevcut.

4. Sea Containers London

Bir otel düşünün ki Londra’nın en çok görmek istediğiniz yerlerine çok yakın ve aynı zamanda Thames Nehri manzarasına sahip. Bu otel böyle bir otel. London Eye, Borough Market, Globe Theatre ve Tate Modern’e yürüme mesafesinde.

Bu Yazı da İlginizi Çekebilir ===>  Uygun Fiyatlı 10 Londra Oteli

Thames Nehri kıyısında hemen nehrin dibindeki bu otel deniz ve denizcilik teması ile tasarlanmış ve döşenmiş. Otelin bulunduğu bina zamanında Sea Containers denizcilik şirketine aitmiş ve otelin adı burdan geliyor. Otele dışardan baktığınızda mimarisinin bir cruise yani seyahat gemisi gibi olduğunu farkedeceksiniz.

Otelin barında vakit geçirip manzaranın tadını çıkarabilir veya restoranında Thames Nehri manzarası eşliğinde akşam yemeği yiyip ayın ve yıldızların nehre vuran ışıklarına kendinizi bırakabilirsiniz.

Otel Terastaki Rumpus barında Çarşamba günleri canlı caz müzik dinletileri sunuyor. Çocuklara özel menü, push-schooter gibi ufak ama önemli dokunuşlar oteli aile ile konaklama için de güzel bir seçenek yapan şeylerden.

5. ME by Melia

Covent Garden ve West End tiyatrolarına oldukça yakın olan bu otel Londra’nın genç otellerinden. Oldukça modern bir tasarımı olan otel lüksten ödün vermiyor.

Otelin odalarında dijital medya bağlantı imkanı mevcut ve banyolar oldukça modern tasarımlı.

Otelin terası Londra’nın en meşhur ve en büyük katedrali St. Paul katedraline, Tower Bridge’e ve London Eye’a bakıyor. Terastaki Radio barda içkinizi yudumlayıp Londra manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Çarşamba günleri DJ’lerin sahne aldığını da ekleyelim.

Restoranı bifteği ile bilinen otelin bifteklerini tadıp not vermek size kalıyor.

6. The Rookery

Bu otel Liverpool Street, Shoreditch, Brick Lane, Angel gibi Londra’nın merkezi ve hem iş hem de sosyal yaşamın hareketli olduğu bölgelerine yakın Clerkenwell bölgesinde. Bu açıdan hem gezi hem de iş seyahatleri için tercih edilebilecek bir otel.

Staying here is like staying in your own luxurious, labyrinthine Georgian home, complete with reclaimed wood paneling, antique furniture, four-posters beds and statues in the bathrooms.

Otel Georgian tarzı ile tarihi estetik sunarken, lüks imkanları ile konforlu bir konaklama sunuyor. Otelin odaları numaralandırma yerine Londra’da isim yapmış ünlü isimlerinden oluşuyor.

Bu otelde de ne içtiğinizi kendinizin söyleyip hesabı kendinizin belirlediği honesty bar mevcut. Çiftler ve kadınlar tarafından özellikle tercih edilen oteller arasında olduğunu belirtelim.

7. The Ritz London

1906 yılından bu yana hizmet veren bu otel Long Gallery ismi verilen iç mimari ile tasarlanmış oldukça dikkat çekici bir ortama sahip. Bu yönüyle klasik ve konforu bir arada tercih edenlerin seçimi.

Londra’nın Green Park bölgesindeki yine aynı isimli Green Park’a bakan otel Buckingam Sarayı’na oldukça yakın.

Antika öğeler, ipek kullanımı ve yerden yükseğe geniş pencereleri ile insana geniş bir ortamda rahatlık hissi veren otel aynı zamanda klasik iç tasarımı ve dekoru ile bir zamanların Londra’sı dedirtiyor.

Otelin Rivoli barı dostlarınızla birşeyler içip sohbet edebileceğiniz bir ortam yaratırken otelle aynı isimdeki Ritz restoranı Fransız mutfağını tatmanıza imkan veriyor.

Öğleden sonraları çay keyfi yaparken otelin sürekli piyanistinin icra ettiği müziğin keyfini çıkarmanız mümkün.

8. The Savoy

Londra’nın tiyatroları ile meşhur West End bölgesinde bulunan bu otel bir dönem ünlü ressam Monet gibi tanınmış simalara ev sahipliği yapmış olması ile de biliniyor.

Bu Yazı da İlginizi Çekebilir ===>  Uygun Fiyatlı 10 Londra Oteli

Resepsiyonu bulunmayan otele geldiğinizde sizi kibar ve şık bir görevli karşılıyor ve odanızı gösteriyor.

Otel tasarımı ile Savoy tarzından örnekleri yansıtırken otelin odalarının bir kısmı İngiliz Edwardian iç mimarisi bir kısmı ise Art Deco tarzında.

Aileler için özel paket seçenekleri, çocuklara özel imkanlar ve ailelerin birlikte kalabileceği birleşik odaları ile aile ile yapılacak seyahatler için de tercih edilen otellerden.

Oteldeki iki farklı restoranda Fransız mutfağının keyfini çıkarmanız ya da diğer farklı menü seçenekleri denemeniz mümkün. Otelin barı ve hem öğleden sonra çay keyfi hem de dilediğiniz zaman içki ve kokteyl keyfini çıkarıp dinlenmenize imkan veriyor. Otelin barının Londra’da öğleden sonra çayı ve kokteylleri ile  meşhur olduğunu belirtelim.

9. Claridge’s

Bu otel 150 yıldır Londra’nın lüks trendini belirleyen otellerden ve birçok ünlü simaya evshipliği yapmış bir otel.

Otel klasik öğeler ile modern güncellemeleri bir arada barındıran iç tasarıma sahip. Michelin yıldızlı restoranında yemek yiyip barında öğleden sonra çay keyfi yapabilir ya da dilediğiniz zamanlarda içki içip dostlarınızla sohbet etme imkanı bulabilirsiniz.

Restoranda yemek yapma etkinliklerine katılabilir, hatta mutfağı ziyaret edip şefleri ve mutfak çalışanlarını yemek yaparken görebilirsiniz.

10. W London

Modern bir mimari ve iç tasarımı sahip diyebileceğimiz bu otel klasik iç tasarıma sahip otellerden bu açıdan ayrılıyor. Eğer klasik tarz size hitap etmiyorsa W Hotel London iyi bir seçim olabilir.

Otel Londra’nın Chinatown isimli çok merkezi ve Çin restoranları, masaj ve akupunktur salonları olan bölgesine çok yakın. Bu bölge aynı zamanda Londra’nın Soho bölgesine yakın olması ile kafeler, gece hayatı, tiyatro ve müzikal meraklıları için de ilgi çekici.

Otelin odaları stüdyo konsepti tasarıma sahip. Süit odalarında jakuzi ve özel buhar odası bulunan otel tüm odaları ile oldukça konforlu bir konaklama sunuyor. Bazı süitlerde ise DJ set ve plak koleksiyonu ile sinema salonu bulunuyor.

Otel Away spa salonu ve Çin ve Japon masaj ve terapi seçenekleri ile kendine özenenlerin seçimi. İster masaj öncesi ister de sonrası, otelin lobisinde çay keyfi yapıp dostlarınızla sohbet etme imkanı bulabilirsiniz.

11. St Pancras Renaissance

St Pancras uluslararası tren istasyonunun hemen yanındaki bu otel aslında Victoria döneminde tren istasyonlarının aynı zamanda otelinin de olduğu bir felsefeden günümüze gelmiş bir otel konseptinin devamı.

Gone out of business in 1933, the English Heritage building served as a backdrop in Harry Potter movies and a Spice Girls’ video before reopening as the Renaissance in 2011.

Otel uzun süre kapalı kaldıktan sonra 2011 yılında tekrar hizmete açılıyor. Londra’nın merkezi bölgelerinden birinde olan otel British Library ve St. Pancras uluslararası tren istasyonunun hemen yanında.

Restorasyondan sonra yeniden hizmete açıldığında birçok tarihi özelliğini hala muhafaza eden otel hem tarihi bir iç ve dış mimari sunuyor hem de modern konaklama imkanlarının hepsine sahip lüks bir otel.

Otelin restoranı ve barı misafirlere hizmet ederken örneğin tarihi Victoria yemek fişi alma yerleri, lobisindeki tarihi istasyon konsepti ve benzeri öğelerle klasik ve moderni birlikte sevenlere hoş bir tarz sunuyor.

Otelin restoranında yemek yemenin yanında tarihi tur ve yemek yapma etkinliklerine katılabiliyorsunuz. Otelde spa salonu ve yüzme havuzu da mevcut.

Bu Yazı da İlginizi Çekebilir ===>  Uygun Fiyatlı 10 Londra Oteli

Bu otel trenle İngiltere ya da Avrupa’nın diğer yerlerine seyahet edecekler için oldukça iyi bir konumda.

12. Montague on the Gardens

13. The Dorchester

Londra’nın simgelerinden Hyde Park’a bakan bu otel parkın hemen sınırında bulunan Park Lane üzerinde ve 1931 yılından bu yana hizmet veriyor.

Sürekli piyanistin hoş dinletiler icra ettiği otel hoş müzikle öğleden sonra çayı için ideal.

Otelin odaları antika öğeler ve eşyalar özel sipariş kumaşlarla tasarlanmış olsa da iç tasarımının sadeliği insanı yormayan cinsten.

Otelin Michelin yıldızlı restoranı Londra’daki tek üç Michelin yıldızlı restoran olması ile dikkat çekiyor ve Fransız mutfağından yemekler sunuyor.

China Tang and The Grill isimli diğer iki restoranında Çin ve İngiliz yemekleri yerken bir yandan da canlı caz müzik dinleme fırsatı yakalıyorsunuz.

Otelin spa salonunda yorgunluk atmadan önce veya sonra otelin barında İskoç viski ya da çeşitli kokteyllerin keyfini çıkarabilirsiniz.

14. Chiltern Firehouse

2014 yılında açılan bu otel kısa sürede ünlülerin tercihi olan oteller arasında girdi ve Londra’da adından söz ettiren bir yer.

The 1890 Victorian firehouse has had a new wing added by American hotelier André Balzacs of Chateau Marmont. Inside there are just 26 exclusive rooms, lofts and open-plan suites.

1890 yılından kalma bir itfaiye binasından dönüştürülen otelde 26 oda var. Lüks oteldeki odaların bir kısmı loft ve süit odalar da var.

Retro stilde özel olarak tasarlanan odaların hizmeti kişisel asistanlar tarafından veriliyor.

Giysi kodunun olmadığı otel restoranında Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış bir şef hizmet veriyor ve Avrupa ile Amerika’nın mutfaklarından yemekler sunuluyor.

Binanın itfaiye binası olduğu dönemlerde itfaiyecilerin merdivenlerini koyduğu yerde artık otelin barı var ve içkilerinizi yudumlarken ister solo bir dinlenme isterseniz de dostlarınızla neşeli sohbetler yapmanız için sizi bekliyor. Barda içki içmenin yanında barmenlerle birlikte kokteyl hazırlama keyfi yaşamanız da bu otelin barında kültür olarak yerleşmiş bir aktivite.

15. The Landmark

19. yüzyıl sonlarına tarihlenen binası ile Londra’nın Marylbone bölgesinde bulunan bu otel Madame Tussaud Müzesi’ne ce Mayfair’deki alışveriş yapma imkanı sunan butik dükkanlara yakın mesafede.

Otel Victoria stili öğeleri ile döşenmiş, oldukça lüks, banyosunda birçok detay düşünülmüş odaları ile komforlu bir konaklama sunuyor.

Inside the soaring 8-story glass-roofed atrium filled with palm trees, it serves breakfast, afternoon tea and British dishes with Mediterranean and Middle Eastern influences, while the elevated Gazebo is where guests gather for Sunday champagne brunches. With its oak paneling, enormous mirrors and an extensive wine library, twotwentytwo restaurant and bar is more formal and the menu is classic European.

Otelin restoranı Avrupa mutfağından menüler sunuyor. Barda farklı kokteyller ve içkiler tatmanız ya da favori içkinizi yudumlarken dinlenmeniz mümkün. Otelin barı kokteylleri ve şampanyaları ile ünlü.

Otelde yüzme havuzu mevcut ve havuzun çocuklara özel saatler mevcut. Ayrıca sauna, buhar odası, gym ve hem masaj hem de kaförlük servisi de mevcut.